Mükemmelimizin pürüzleri

Mükemmelimizin pürüzleri

Bu bir zaman boşluğu ütopyasıdır ve bunu sadece yönünü sevgiye çevirmiş yürekler anlayabilir. Kim bilir, belki sonunda Şirinler’i bile gördürür.

Zamanın bir yerinde çok sevmiş adam, ama affedilmeyecek hatalar da yapmış kadına. Birkaç görüşmeden sonra, daha bir zamir bile bulamamışlarken kendilerine isimlerinin yerini tutacak, bitmiş her şey. Bir gece yarısı telefonda bu adam tok sesiyle geçmişten arıyor bugün. ”Bak” diyor ‘Yine gökte dolunay var. Doğum günün kutlu olsun.’ Hiçbir zaman sevgilim diyemediği bu adam, tam da sarhoşluğundayken yalnızlığının, kadına yıllar sonra bugün edinemediği hallerin ödülünü veriyor..

Sonra?

Sonrası gereksiz gülüşmeler ve uzun uzadıya hoşsohbet saatler

Bir adam, kadın yıllarca bekledikten sonra aramamışsa, şimdiki zaman anlamsız bir karmaşa. Ve bu karmaşanın kıyısında bekleyen en ucuz aşk sohbetleri.

Kadın ve erkek elbette farklı

Diyelim ki zamanda bir başka yerde kadın sevmiş, hem de çok. Ama bu sefer hatanın büyüğü kadında. Kaybetmiş sevdiği adamı. Aramak istese de bir gece yarısı arayıp da katledemez şimdiki zamanı. İşte kadın ve erkek aslında bu kadar farklı.

Zamanın belki aynı dilimlerinde iki kadın; biri çalan telefonla iç geçirirken geçmişine, diğeri aynı özlemle uzatamaz elini ahizeye. Bu aslında bir cesaretsizlik göstergesi değil. Sadece o çok sevdiğimiz adamlar tarafından yönetilme sevgisi. Bu adamlar yönetsin istiyoruz bizi. Bünyemiz o kadar alışmış ki bu duruma tersi söz konusu bile olamaz doğrusu.

Bir film kuşağı manifestosu

Bir başka film kuşağında vizyonda yine aşk kokarken belki, hayali Venedik caddelerinde, iki sevgili el ele bir ömür yürüyecek gibi dolaşıyordur. Bu hikayenin başrol oyuncuları için bir sorun yoktur. İkisi de aynı anda sevmektedir sevgiyi ve birbirini. Ancak Venedik sokakları kaybedince büyüsünü en derin pürüzlere gebe kalacaktır bu sevgi de kuşkusuz.

Kendi hikayemizi yazarken çok sabırsız davranıyoruz belki. Özensiz seçimler, peşinden koşmadığımız tembel vazgeçişler, sevemediğimiz o pürüzler…

Gün gelip hepsinin kursağımızda biriktiğini anladığımızda kendi yalnızlığımızda kendi yağımızla kavrulmayı yeğler hale geliyoruz. Oysa masallardaki aşklarla büyüyen çocuklardık biz. Büyülerin tüm ruhumuzu saracağına inandık. Yeri geldi sevdik, çok sevdik de bir kavrulup yanamadık o aşkla işte.

Mükemmel pürüzler senaryosu

Bir gece yarısı dolunayın gökte olduğunu bize hatırlatan o güzel ses, yanıbaşımızda olmalıydı şimdi. Öyle çok uzaklardan hiç görünmeden ses vermek eksiklik gibi. Bir aşk bütün eksikleri kapatarak yaşanmalıydı oysa.

Bir kadın ancak sevgiyle büyüyor aşk şehrinde. Üstelik çoğu zaman duyduğu yalanlara inanıyor. Bu sebeptendir ki, sevdiğimiz bu adamlar bize yüz yıllardır en güzel yalanları söylüyor. Kadın, ayna olmalı kendine ve yüz vermemeli öyle her sevgiye. Çünkü yeryüzünde bir kadının kalbi kırıldığında bir erkek eksiliyor bu hayattan. Kalbinin olduğunu hissederek yaşamalı ki kadın, aklından geçirdiği cümleler doğurduğu en güzel çocukları olsun…
Pürüzlerini sevebileceğiniz en güzel adamlar ve kadınlar var dışarıda bir yerde ve onlar bizim hayata geliş nedenimiz. Biz eğer umudumuzu yitirmezsek gün gelecek mükemmelimizi bulacağız elbet.

Mükemmelinizin pürüzlerini sevebilmeniz dileğimle…

Damla Karakuş

Uzaktan ilişki nasıl yaşanır

Uzaktan ilişki nasıl yaşanır

Uzaktan ilişkiler, teknolojinin hayatımıza girmesi ile ciddi sayıda artış göstermiş ve bir ilişki şekli olarak karşımıza çıkmıştır. Uzaktan ilişkiler yaşamın her döneminde olmuştur. Fakat günümüzde ise bu artık sadece mecburiyetten değil, keyfi bir seçimden de kaynaklanmaktadır. İnsanlar, uzaktan sevgilileri bilerek, isteyerek bulmakta ve süreci başlatmaktadırlar. Her ne kadar basit bir seçim gibi görünse de nedenleri ve sonuçları olarak ciddi bir durumun termometresidir.

Kavuşmak ve özlem duygusudur bizi birbirimize bağlı kılan

Yaşanılmayan her saniye ilişkide kişiye acı verirken, ayrılık da kişinin acısını arttırır. Mesela yarım kalan aşklar daha acı verirken, yaşanılacak bir şey kalmamış aşkların bitiminde acı en alt düzeydedir. Tıpkı kişinin sevgilisinden ayrılırken yaşadığı acının yıllar sonra eşinden ayrılırken yaşadığı acıdan daha fazla olması gibi. Şayet sosyal baskı ve etiketleme olmamış olsa, bana göre aşk (flört) acısı, boşanma acısından daha fazladır.

Uzaktan uzağa yaşanan ilişkilerde de yaşanmamışlıklar fazla olduğu için ayrılma durumunda acıları da fazla olmaktadır. Yarım kalan aşklarda, yaşanmamışlıklar, umutlar ve hayaller, ayrılığın çoğu zaman önüne geçer. Tıpkı bitmesini mantıklı bulduğunuz ilişkinizde, yine de yarım kalanlara ve hayal kırıklıklarınıza üzülmeniz gibi. Daha güzel olur umudu bile sizi üzer. Yaşanamayanlar, çoğu zaman o ilişkinin sürmesinin tek nedeni haline dönüşür.

Umut işkenceyi uzatır: Nietzsche

Uzaktan uzağa yaşanan ilişkiler, ertelenmişlikler, umutlar, hayaller ve az yaşanmışlığa bağlı olarak yıpranmamışlıklara bağlı olarak daha uzun sürerler. Genelde aksi düşünülse de uzaktan ilişkiler daha ömürlüdür. Çünkü umut, ilişkinin benzinidir. Zar zor görüştüğünüz için de kavga etmek veya tartışmak yerine anın tadını dibine kadar yaşarsınız.

“Gözden uzak olan gönülden de ırak olur demişler” Hz. Mevlana’ya.

Mevlana: ” Gönüle giren gözden uzak olsa neye yarar” diye cevap vermiş.

Sonuçta her ikisi de doğru…

Bu nedenle uzaktan ve seyrek görüşme içeren ilişkiler çok uzun sürebilir ama aynı coğrafi konuma geldikten sonra ise kısa zamanda da bitebilir.

Uzak yaşanan ilişkiler aslında gerçek ilişkiler

Uzaktan ilişkiler, aslında gerçek ilişkidir. Zaman ilerledikçe ise çatırdamaya başlar. İlişkide çatırdama, tahammül edememe, konuşmanın zahmeti, en güzel ve en zor anlarda yanında olamamanın verdiği üzüntülerle kendini gösterir. Bu durum zamanla çiftleri keyifsizliğe sürükler. Şayet iki taraf da aynı anda adım atamazsa kopuşlar başlar.

Hem ilişkiniz vardır hem de bekarsınızdır

Uzaktan ilişkiler rahattır. Sorumluluğu azdır. Hem ilişkiniz var hem de bekarsınız gibi. Arkadaşlarla, aileyle, işinizle rahatça istediğiniz şekilde süreç yönetirsiniz. Çünkü telefonla iletişim dışında sizden bir şey bekleyen yoktur. Hem ilişkiniz vardır, hem de sorumluluğu minimumdur.

Uzaktan ilişkinin bu rahatlığı da ilişkinin ömrünü uzatır. Düşünsenize, sizi engelleyen, kısıtlayan, zaman ayırmasını, görüşülmesi için ısrar eden yok. Bazen tek mesajla bile o günü kurtarabilirsiniz. Böyle olunca da tadından yenmez. Ama bir yerden sonra gönül de beden de onu ister; sarılmak, dokunmak, omzunda ağlamak ister. Böyle olunca da eksikler ortaya çıkar. Artık sevgiyi ve sevgiliyi yanınızda ve somut istersiniz. O noktadan sonra da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. İlişki ya tamlaşır ya da bitişe sürüklenir. Uzaktan ilişkilerde süreç farklı ama sonuçlar aynı olur. Özellikle de bağlanamayan, sorumluluk almak istemeyen, çabalamak ve emek vermek istemeyenler ve kaçak dövüşenler için uzaktan aşk en çok tercih edilen ilişki biçimidir.

Bunun yanında yalnız ve depresif insanlarında da bu tip ilişkileri seçtiklerini belirtmek gerekir. Bu tip kişiler normal ilişkilerde zaten de sorun yaşarlar.

Uzak aşklar masraflıdır

Uzaktan aşkların bir taraftan masrafı daha çoktur. Hafta sonları veya özel zamanlarda biletler, konaklama, hediyeleşme için önemli miktarda harcama yapılır. Aslında bunların fazlalığı, yaşanmamışlığın (yüzeyselliğin) boşluğunu gidermeye ve ilişkiyi güçlendirmeye yöneliktir.

Bilindiğinin aksine uzaktan ilişkiler daha masraflıdır. Uzaktan ilişkisi olanların en sevdiği ve en sevmediği yerler aynı yerlerdir: Terminaller, duraklar… Özlemle beklerken de vedalaşırken de bu alanlarda iki duygu yaşanır: Kavuşma sevinci ile ayrılmanın üzüntüsü.

Görüşmelerde zaman su gibi akar

Beraberken saniyeler öyle hızlı geçer ki. Durakta onu beklerken ise tam tersi. Beraber geçilen zamanlar çok kıymetli olduğu kadar bir o kadar da yüksek beklentilidir. Herkes sevgi, ilgi, itiraf sunarak maksimum verim bekler. Tıpkı askerden izne gelen kişinin evde hayal ettiği ortam gibidir. Kararlılıkla bu yüksek beklentinin hassaslığı, alınganlığa neden olur. Sonrasında ise telefon konuşmalarının gündemi bir sonraki buluşmaya kadar yapılan son görüşmedir.

Temel ihtiyacı güvendir

Uzaktan ilişkilerin temeli güvendir. Şayet güven varsa daha rahat ve uzun sürerken, güven yoksa sizi GPRS üzerinden kontrol eden mobil bir sevgiliniz vardır. “Niye açmadın, mesajıma niye cevap vermedin. Kim vardı yanında” vs. Normalde kıskanç olmayan biri bile uzaktan ilişki yaşarsa aşırı kıskanabilir.

Onu tanımak güçleşir

Uzaktan uzağa yaşanan aşklarda, bir de şu vardır. Yıllarca sevgilisinizdir ama birbirinizi yeterince tanıyamamışsınızdır. Çünkü iki yılda görüşülen toplam zaman belki iki ayı doldurmaz. Sadece telefonlar ve kendi anlatımından da onu tanımak mümkün olamayacağına göre süreye değil içeriğe bakmak gerek. Çünkü paylaşım, sadece söylemlerle değil eylemlerle de olmalıdır. Ve en güzel tanıma şekli yaşadığın yerde gözlemle, eylem +söylem tutarlılığı ile mümkündür.

Özetle, uzaktan uzağa yaşanılan ilişkilerde süreci doğru planlamak ve güveni oturtmak lazım. Her duyduğumuza inanmamak, tanımadan paylaşımlara girmemek, tanımadan duygularımızı açığa çıkarmamak gerek. Ayrıca uzaktan ilişkiler tatlıdır ama sonuçlarının da tatlı olması için süreci doğru yürütmek gerekir.

Kitaptan bir hikaye

Biz aslında ayrılığı cebimize koyup bu yola çıkmıştık. İnternetten tanışmıştık. Zaten kalbim boştu. Önce havadan sudan sohbetler ediyorduk. Sonra internete girdiğimde o yoksa çok durmayıp çıkmaya başladığımı fark etim. Zamanla sadece onunla sohbet etmek için giriyordum. İyi anlaştığımızı düşünüyordum. Beklentimiz sadece sohbet etmekti. Zaman ilerledikçe, birbirimizin cep numaralarını aldık. Artık sohbetimize telefon ile gün boyu devam eder olduk. Bir süre sonra, ondan “günaydın” mesajı beklediğimi fark ettim. O an anladım ki bu sadece sohbet değil, burada bir duygu da var. En sonunda onun açılması ile çıkmaya başladık.

Artık fotoğraflardan ve kameradan gördüğüm bir sevgilim vardı. Bir ilişkinin yaşatacağı tüm duyguları yaşıyordum aslında. çok iyi gidiyorduk. Sanırım bu insanla evleneceğim diyordum kendime. Bir yılımızı devirdikten sonra bir şeyler onu da beni de rahatsız etmeye başladı. Artık ikimiz de biraz tahammülsüz olmuştuk. Ben artık sevgilimi yanımda istiyordum. Ona sarılmak, elini tutmak istiyordum, o da öyle. Sarılmak, öpmek, hatta sevişmek istiyordu. Ayrı şehirlerde bir süre daha yaşamak bana acı vermeye başlamıştı. O ise nedense birden daha yoğun olduğunu söylüyordu. Ve bir gün artık ya reel olsun ya da bitsin isyanlarımızı karşılıklı konuştuk. Ve bitti.

Aslında biz şansımızı denemiştik. Belki olur demiştik. Sevgimizle zorlukları, mesafeleri aşarız diye düşünmüştük. Biz aslında ayrılığı cebimize koyup bu yola çıkmıştık. Her şey çok güzel yaşandı ama bir yerden sonra ya kavuşmak ya ayrılık vardı.

( Unutmak mı Affetmek mi – Serhat Yabancı)

Aşkın ses hali

Aşkın ses hali

Bir insanın ses tonu kadar güzel çok az şey var şu hayatta. Bize onu hatırlatan o ses… Her duyduğumuzda en güzel kokuları hissettiren, en bilinmedik sokaklarda dolaştıran notalarla dolu aşkın sesi…

Bir müzik melodisini her hikayede kulaklarımıza dolduran bizim hikayemizin başkahramanı sevgili bu adam, itinayla seçtiği cümleleri en güzel tonlarda ve de en güzel anlarda fısıldarken bize, bir de bakmışız aşık olmuşuz. Çünkü öğretilmişiz, aşk için ölmeli aşk o zaman aşk. Nice kara sevda efsaneleriyle, bilmeden daha tek heceli bu sözcüğün anlamını, düşmüşüz yollara… Nedir ki, epi topu bir avuç aşk için her şey.

Bizi hayata bağlayan sözcükler

Ona ait ifadeler, seslenişler… Adımızın anlamı değişir bu sesle. Artık tek bir anlam taşırız duygu yüklü bedenimizde. Aşkın duygularımızdan taşan ses hali bizi hayata bağlar belki. Sevmeyi yeni öğrendiğimiz zamanlarda aşık olduğumuz ilk ses tonu yaşama sevincimiz olur işte. Bir bankta otururken sahilde, dalgaların sesi kadar berraktır duyduğumuz ses.

Geleceğini beklediğimiz, neler umup neler bulduğumuz bir adam, sanki okyanus aşırı uzaklardan gelip yerleşiverir bankın bir ucuna ve başlar macera.

Tekrar ilk hikaye ve eksik notalar

En bildiğimiz şeyleri ilk defa duyuyormuşçasına dinleriz. Fark ederiz ki, bu adam gelip de anlatana kadar bu hikayeyi, eksik olan notalar vardır ve artık hepsi tam olacaktır. Hayalini kurduğumuz sahil kasabaları, her sokağın başındaki çöp konteynerleri, martıların çıkardığı açlık sesleri, her evin perdesinin kapanma saati, işte bu anlamsızlıklar silsilesi bir anda bu adamın sesiyle buluşur. Sesinin tonu, sesinin kokusu ve bize yaşatacakları; her şey farklıdır artık.

İstanbul’da bir meydanda artık her şeyin adı aşktır. Ve duyduğumuz her ses onun, hissettiğimiz her duygu bizimdir. Yeni bir hikaye daha dinlemeye gücümüzün olmadığını bildiğimiz bir zaman diliminde çıkagelen bu sevgili adam dünyalara değerdir. Bir başkasının belki nefret duyduğu bu adam bizim kalp sesimizdir. Kalbimizin vurduğu her nota aynı sesi çıkarır.

Tamamlanan notalarla gerçek aşk

Biz kalbimiz elimizde eksik notalarla kendi şarkımızı söylerken şehrin bir yerinde bir adam gelip o notaları tamamlar elbet. İşte bu, gerçek aşktır. Bizim diğer yarımız, en sadığımızdır. Gözlerimizi her kapadığımızda duyduğumuz sesin sahibi, elinde kalbini sunuyorsa bize bütün notalarını, hayatta üzülecek çok az şey var demektir. Bilimde bir açıklaması olduğunu bildiğimiz sesi, biz kulaklarımızdan önce hissediyorsak kalbimizde, dünya bir başka dönüyor hayat bir başka güzel yaşanıyorsa artık, hala umut var hepimiz için.

Aşkın ses hali gelip yerleştiğinde bir akşamüstü içimize inceden akşamsefaları eşliğinde, belki biraz fesleğen kokusu ile hayat bulacaktır kalbimiz. Ruhumuzu okşayarak hayatımıza giren bu ses, artık bütün benliğimizin sahibi olacaktır. Ve biz artık bulutlarla yaşıyoruzdur muhtemelen. Mor dağların eteklerinden yankılanarak kopup gelen seslerden bile gür bir ses artık bizim bütün duygularımızın sahibidir sanki.

Kul köle olup geçecek bir ömrün kıyısında nice güzelliklere gebe sesler dolsun kalbimize.

Sevgimle…

Damla Karakuş

Neden gerçek aşkı bulamıyoruz

Neden gerçek aşkı bulamıyoruz

İnsan ne kaybetse ya da neye ulaşmak istese, olmadığında çok zorlamaz; vazgeçer. Farkında mısınız bir tek aşkı, bıksak da asla vazgeçmeden arıyoruz. Peki acaba o kadar aramamıza rağmen neden gerçek aşkı bulamıyoruz?

gerçek aşk

Unutamıyoruz

Geçmişte birini çok sevdiniz; ama yanlış kişiydi ve ayrıldınız. İşte, o kişiye dair hala ihtimaller besliyorsanız, bir türlü unutamıyorsanız, gerçek aşka da ulaşamayacaksınız demektir. Bırakın geçmiş geçmişte kalsın. Siz yeni olanı hayatınıza kabul edin. Çünkü bu hayat bir daha yaşanmayacak!

gerçek aşk

Çıtayı yükseklerde tutuyoruz

Beklentimizi o kadar yükseltiyoruz ki, armudun sapı, üzümün çöpü derken bir bakıyoruz, bir ihtimalimiz olan kişileri de kendimizden uzaklaştırmışız. Hâl böyle olunca aşkı da ıskalamış oluyoruz. Yani sizin beyaz atlı prensiniz six packleri olan çok yakışıklı bir erkek, gönlünüzün sultanı manken gibi bir kadın olmak zorunda değil. İsteklerinizi bir gözden geçirin.

gerçek aşk

Bir daha güvenememek

Bu da aslında unutamamak maddesindeki gibi; geçmişte aldığınız darbeleri bir türlü unutamıyoruz. Böyle olunca yenilikler için de kimseye güvenemiyoruz. Gerçek aşkı da ısklaıyoruz.

gerçek aşk

Ciddileşen konu korkutuyor

Evlenmek, zamanla anne-baba olma fikri insanı korkutuyor. Uzun süreli ilişkinin ardından gelmesi gereken evlilik, yarattığı korkudan sonra aşkınızın elinizden uçup gitmesine sebep oluyor.

gerçek aşk

Sadık kalamıyorsanız

Hem gerçek aşkı arıyor, hem de bir türlü ilişkinize sadık kalamıyorsanız muhtemelen gerçek aşkı bulamayacaksınız. Her şeyde olduğu gibi burada da yapmanız gereken ne istediğinizi bilmek ve ona göre yaşamak…

Nazım Hikmet ve şiir olmuş aşkları

Nazım Hikmet ve şiir olmuş aşkları

“Çok şükür aşığım.

Bana öyle geliyor ki bir tek insana, yüz milyonlarca insana,

Bir tek ağaca, bütün ormana,

Tek bir düşünceye, birçok düşünceye

Ve fikre âşık olmadan yaşamak,

Yaşamak değildir.

…”

Bu sözler 114 yıl önce bugün doğan ve belki de doğduğu anda bile gözlerinden safi cümleler fışkıran adama ait; Nazım Hikmet’e.

Hep biyografiler yazdım; ama bugün onun aşklarını yazmak istiyorum. Çünkü Nazım, aşklarından doğan sözcüklerle “Nazım Hikmet” oldu. Ya da en azından bu benim görüşüm ve nedense bu görüşte yalnız olmadığımı düşünüyorum…

Nazım Hikmet ve aşkları

İlk aşkı Nüzhet

“O mavi gözlü bir devdi.

Minnacık bir kadın sevdi.

Kadının hayali minnacık bir evdi,

Bahçesinde ebruli hanımeli açan bir ev.

…”

Bu şiir, Nazım’ın ilk aşkını anlatıyordu. Bahçesinde ebruli hanımeli açan o minnacık evde Nazım ile yaşamak isteyen minnacık kadının adı Nüzhet’ti; henüz 15 yaşındaydı. Nüzhet ve Nazım, gazeteci Muhittin Birgen sayesinde tanıştı.

Nüzhet, Tiflis’e gitti. Nazım da hemen ardından yetişti. Moskova Üniversitesi’nde okuyan genç bir delikanlıydı Nazım ve bütün güzel kızların gözü üzerindeydi. Ama yüreği yanmıştı bir kere, kor kor öbeklenmiş, mengenelere sıkıştırılmıştı işte. Böyle bir hissi, ilk kez, Nüzhet’e karşı duyuyordu. Kaçınılmaz son gerçekleşti; Nazım ve Nüzhet, 1921’de evlendi.

Ancak kaçınılmaz başka sonlar da vardı; ayrılık gibi. Nüzhet’in İttihatçı yakın bir akrabası Nazım’a duyduğu öfke ve nefrete engel olamıyor, genç kıza sürekli evine dönmesini söyleyen mektuplar yazıyordu. Çok gençti ve bu kadar baskıyı kaldıramadı Nüzhet. Nazım’ı terk ederek evine döndü…

Nazım Hikmet ve aşkları

Ülkeler ayrılığı, Lena

Nazım da Nüzhet’in ardından Türkiye’ye dönmüştü. Ancak yüreği ne bu ayrılığı ne de Nüzhet’in bir profesörle evlendiğini görmeyi kaldırabildi. Moskova’ya geri döndü.

Burada METLA Tiyatrosu’nda Ludmilla Yurçenko ile tanıştı. Onun için adı Lena’ydı. Bir süre sonra evlendiler. Aslında her şey iyi gidiyordu.

Elbet yine ayrılık vakti gelip çatacaktı. 1928’de Nazım’ın Türkiye’ye dönmesi gerekiyordu. Ancak Lena için vize vermediler. Böylece ülkeler arasında sessiz sedasız, şiirlerde çağlayacak bir ayrılık yaşandı.

Nazım Hikmet ve aşkları

Ve büyük aşkı Piraye

Piraye, 16 yaşındaydı Sedat Örfi ile evlendiğinde ve şimdi de boşanmıştı işte. 2 çocuklu yalnız bir kadındı. İşte bu dönemde tanıştı Piraye ve Nazım; 1930’da.

Delice bir sevdaydı aralarındaki; tarifsiz bir tutku. Kalbinin kızıl saçlı bacısı olarak tarif ediyordu onu. Ancak evlilikleri sürecinde 13 yıl boyunca Nazım hapisteydi. Kim bilir, belki de onca şiiri yazdıran da işte bu aşkın uzak yaşanışıydı.

Ona mektuplar yazdı; sandıklar, kutular tablolar yaptı Nazım. 24 yaşındaki güzeller güzeli Piraye de Nazım’ı için kitap, temiz çamaşır taşıyordu. Piraye, Nazım’ın tek moral kaynağıydı.

Sonra bir gün, öylesine sıradan bir gün, dayısının kızı Münevver, Nazım’ı ziyarete geldi. İkisi de evliydi. Ancak yine de aralarında bir kıvılcım oluşmasına engel olmamıştı. Ötesi yok, Nazım sırılsıklam âşıktı işte.

1948’de bir af bekleniyordu. Nazım, Münevver’e kocasından boşanmasını söyledi. Birlikte yeni bir hayata başlamayı teklif etti. Piraye’ye de bir mektup yazıp her şeyi olduğu gibi anlattı.

Piraye, her zamanki gibi kocasından gelen aşk mektubunu açtı; ancak okudukları karşısında yıkılmıştı. Yine de hiç ses etmedi ve boşanma isteğini kabul etti.

Ancak işler Nazım’ın planladığı gibi gitmedi. Beklenen af gerçekleşmemişti. Münevver de böyle bir riske girmek istemedi ve kocasına döndü. Nazım da Piraye’yi kaybettiğiyle kaldı.

Ona af dilemek için bir mektup yazdı. Anca Piraye, ölse de aşkından, bir daha Nazım’a hiç dönmedi…

Nazım Hikmet ve aşkları

Affın ardından Münevver ile Nazım

Piraye ile yaşadığı bu durumdan sonra, nihayet af çıkmıştı. Nazım ile Münevver, evlendi. Nazım’ın ömrü boyunca sahip olacağı tek çocukları bu evlilikten doğdu; Mehmet Nazım.

Nazım, daha Mehmet 3 aylıkken Rusya’ya kaçtı. 1951’den sonra da çıkan kararla Türkiye’ye dönmek hayal olmuştu. Münevver, ancak 1961’de İtalyan yazar Joyce Lussu’nun yardımıyla Nazım’ın yanına Varşova’ya gitti. Ancak Nazım, aşktan beslenmeye devam etmiş, burada kendine yeni bir hayat kurmuş, Vera ile evlenmişti…

Nazım Hikmet ve aşkları

Doktoru Galina

Nazım, Türkiye’den kaçtığı ilk zamanlarda doktoru Galina Grigoryevna ile evlendi. Nazım’ın hayatını paylaştığı; ama hiç şiir yazmadığı tek kadındı.

Münevver bu aşamayı kaçırmış, Vera ile karşılaşmıştı.

Nazım Hikmet ve aşkları

Son aşkı Vera

Nazım ve Vera, 1956’da, Vera henüz 24 yaşında iken tanıştılar; 1960’ta evlendiler. Bundan sonra tüm şiirlerini Vera için yazdı Nazım…

Vakitleri az kalmıştı aslında. Nazım 3 Haziran 1963’te hayata ve Vera’ya veda etti.

“Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana
Geldim, kaldım, güldüm, öldüm…”

Nazım Hikmet ve aşkları

Aşk ve Nazım Hikmet

Aşk ve ölüm arasında yaşadı Nazım. Hayatında birçok kadın oldu; ama biz en çok Piraye ve Vera’yı bildik. Kalbinden geçenleri bilmeyi isterdim diye düşündüm hep. Sonra Nazım’ın Piraye’yi bırakışını okuduğumda ne çok üzülmüştüm. Zaman geçtikçe de onu anladığımı fark ettim. Demek hayat geçiyordu ve aşk denilen şey, böyle bir şeydi. Şiirler yazmanın bedelini hayat bir şekilde ödetiyordu. Yoksa bunca duygu yüklü yazan adam, her seferinde nasıl olur da aşık olduğu kadını öylece bırakıp gidebilirdi…

Aşık olmanın bedeli… Bunca güzel duyguların karşılığı nasıl oluyor da her insanın hayatına ödenmesi gereken bir bedel olarak yerleşiveriyordu. Piraye, Nazım’ın ardından hayatına kimseyi almadı ve kendi yalnız dünyasında onu sevmeye hep devam etti. Kitaplara konu olacak bir aşk yaşamak kolay değildi. 1995’te Piraye öldüğünde, oğlu Memet Fuat, annesinin ölümünü “Küçük Dev Kadını Kaybettik” diye duyurdu. Piraye, kalbinde Nazım’ın sonsuz aşkı ya da belki öfkesiyle gitti.

Nazım ise, bin bir çelişkiyle göçüp gitmişti. “Seni kol saatimin kayışına yazdım Piraye” demişti Nazım. Oysa saatinde “Vera” yazıyordu.

Gönlünden neler geçti, nerede vazgeçti, nerede pişman oldu acaba Nazım. Bunu bilmek imkansız elbet. Ama yine de herkesin kalbine düşen bir his var sonuçta.

Ve ne olursa olsun, kalbine geçiremediği sözlerle, Piraye’siyle, Vera’sıyla, aşkla vücut bulan bir Nazım Hikmet geçti bu dünyadan…

İyi ki…

Doğum günün kutlu olsun Nazım Hikmet…

  • Neden gerçek aşkı bulamıyoruz

    Neden gerçek aşkı bulamıyoruz

    by on 2 Nisan 2018 - 0 Comments

    İnsan ne kaybetse ya da neye ulaşmak istese, olmadığında çok zorlamaz; vazgeçer. Farkında mısınız bir tek aşkı, bıksak da asla vazgeçmeden arıyoruz. Peki acaba o kadar aramamıza rağmen neden gerçek aşkı bulamıyoruz? Unutamıyoruz Geçmişte birini çok sevdiniz; ama yanlış kişiydi ve ayrıldınız. İşte, o kişiye dair hala ihtimaller besliyorsanız, bir türlü unutamıyorsanız, gerçek aşka da […]

  • Türk kadınlarının favorisi kıskanç erkek

    Türk kadınlarının favorisi kıskanç erkek

    by on 2 Nisan 2018 - 0 Comments

    Kıskanma dozuna göre sevgiyi besleyen bir histir. Özellikle kadınlar üzerinde etkili olan bu duygu eşlerin birbirilerini seçerken de kriteri oluyor. Yapılan bir ankette kadınların kıskanç erkekleri tercih ettikleri ortaya çıktı. Sizce hangisi? KızlarSoruyor platformu üyelerine “Sizce kıskanç erkek mi kıskanmayan erkek mi daha makul?” sorusunu yönlendirdi. Binlerce kişinin katıldığı ankette oyların %79’uyla kıskanan erkek hem […]

  • Spotify borsaya açıldı değeri 30 milyar dolara fırladı

    Spotify borsaya açıldı değeri 30 milyar dolara fırladı

    by on 5 Nisan 2018 - 0 Comments

    Dünyanın en büyük çevrim içi müzik hizmeti olmasının avantajını borsada değerlendirmek isteyen Spotify, dün itibariyle ilk açılışını yaptı ve fırlayan hisselerle rekor bir pazar değeri elde etti.   Spotify hisseleri ne kadar?   SPOT sembolüyle New York Menkul Kıymetler Borsasında işlem görmeye başlayan Spotify, ilk gün itibariyle 165.90$ hisse değerine kadar yükseldi. Bu zaman diliminde […]

  • Huzurlu bir ilişkinin sırları

    Huzurlu bir ilişkinin sırları

    by on 2 Nisan 2018 - 0 Comments

    Kadın – erkek ilişkilerinde zamana yenilmemek elinizde. Yaşadığınız birlikteliğin uzun süreli ve huzurlu olabilmesi için birkaç noktaya dikkat etmek gerekiyor. Biraz çaba, biraz anlayış ve özveriyle ilişkiniz her daim size huzur verebilir. Saygı Toplumda oldukça aranmasına rağmen en az bulunan şey olan saygı, gönül işlerinin baş tacı olarak nitelenebilir. Her şeyden önce kendisine saygısı olan, […]

  • Oscar 2018 Ödülleri Kazananlar

    Oscar 2018 Ödülleri Kazananlar

    by on 2 Nisan 2018 - 0 Comments

    Dün gece Los Angeles Dolby Theatre’da düzenlenen gece de 90. Akademi Ödülleri sahiplerini buldu. Kazananlar ; En İyi Yapım Tasarımı The Shape of Water En İyi Sinematografi Blade Runner 2049 En İyi Kostüm Tasarımı Phantom Thread En İyi Ses Kurgusu Dunkirk En İyi Kısa Animasyon Film Dear Basketball En İyi Kısa Film The Silent Child […]