Sağlıklı bir ilişkinin kuralı ayrı kalmak

Sağlıklı bir ilişkinin kuralı ayrı kalmak

Çoğu zaman çiftler için “Onlar birbirleri için yaratılmış,” cümlesini duyarız. Fakat ne kadar uyumlu olursanız olun siz ve sevgiliniz aynı insan değilsiniz. Farklı ilgi alanlarınız, hayalleriniz ve hedefleriniz olabilir. Bunları gerçekleştirebilmek için sevdiğiniz insandan zaman zaman uzaklaşmak hem siz hem de ilişkiniz için sağlıklı bir hareket. İşte uzun süreli ilişkilerin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesinin formülü.

‘Ben’ yerine ‘Biz’ doğru mu?

Sevgilinize, anne ve babanıza ya da kardeşinize ne kadar benziyor olursanız olun siz bir bireysiniz. Birey olmak da tek başına fikirleri, zevkleri, hobileri, alışkanlıkları olmak, kimi zaman hoşunuza giden şeyleri tek başınıza yaparak da mutlu olmak anlamına geliyor. Bir ilişki içinde, kendinizden uzaklaşıp “ben” yerine “biz” oldukça mutluluktan da uzaklaşma ihtimaliniz artıyor. Hem kendinizin hem de karşı tarafın duygusal ihtiyaçlarını düşünmelisiniz. İlgili olmak, sürekli iletişim halinde olup karşı tarafı boğmak anlamına gelmiyor. Sevgiliniz ya da eşiniz biraz sessiz kalmaya ihtiyaç duyuyor olabilir. Kendinize zaman ayırarak iki tarafın da duygusal yorgunluktan uzaklaşmasını sağlayabilirsiniz. Kişisel ihtiyaçlarınızın neler olduğunu belirleyip bunun için gerekli zamanı sevdiğiniz insandan isteyebilmenin ilişkinizi kuvvetlendiren unsurlardan biri olduğunu unutmayın.

Ayrı vakit geçirin

Beraber vakit geçirmek ikiniz için de dünyanın en keyifli aktivitesi olabilir. Fakat bunu sürekli tekrarlamak en nihayetinde bu anlardan aldığınız keyfi düşürecektir. Hayatınızın diğer alanlarında olduğu gibi zamanı iyi yönetmek başarılı bir ilişkinin gerekliliklerinden biri. Beraber ve ayrı geçirdiğiniz zamanları iyi yönetebilmelisiniz. Bunu sağlayabilmek için kendinize zaman ayırmak konusunda partnerinizle ciddi bir şekilde konuşun. Örneğin haftanın belirli günlerini seçip ikiniz de ayrıyken yapmaktan hoşlandığınız aktiviteleri planlayabilirsiniz. Eşiniz aynı zamanda en iyi arkadaşınız olabilir fakat onun dışında arkadaşlık ilişkilerinizi sağlıklı tutmak en az ilişkiniz kadar önemli. En iyi birlikteliklerde ve evliliklerde bile, eşiniz ya da sevgilinizle yaşadıklarınızı paylaşmak istediğiniz anlar yaşayabilirsiniz. Böyle durumlarda arkadaşlarınıza yönelmelisiniz.

Anlatacak konularınız biriksin

Sürekli beraber vakit geçiren çiftler belli bir süre sonra konuşacak farklı konu bulmakta güçlük çekiyor. Ayrı vakit geçirip tekrar görüştüğünüzde eşinize anlatacağınız daha çok şeyiniz olacak. Böylece yukarıda bahsettiğimiz tüm faydaların yanı sıra ilişkinizdeki iletişimi de kuvvetlendirmiş olacaksınız.

Nazım Hikmet ve şiir olmuş aşkları

Nazım Hikmet ve şiir olmuş aşkları

“Çok şükür aşığım.

Bana öyle geliyor ki bir tek insana, yüz milyonlarca insana,

Bir tek ağaca, bütün ormana,

Tek bir düşünceye, birçok düşünceye

Ve fikre âşık olmadan yaşamak,

Yaşamak değildir.

…”

Bu sözler 114 yıl önce bugün doğan ve belki de doğduğu anda bile gözlerinden safi cümleler fışkıran adama ait; Nazım Hikmet’e.

Hep biyografiler yazdım; ama bugün onun aşklarını yazmak istiyorum. Çünkü Nazım, aşklarından doğan sözcüklerle “Nazım Hikmet” oldu. Ya da en azından bu benim görüşüm ve nedense bu görüşte yalnız olmadığımı düşünüyorum…

Nazım Hikmet ve aşkları

İlk aşkı Nüzhet

“O mavi gözlü bir devdi.

Minnacık bir kadın sevdi.

Kadının hayali minnacık bir evdi,

Bahçesinde ebruli hanımeli açan bir ev.

…”

Bu şiir, Nazım’ın ilk aşkını anlatıyordu. Bahçesinde ebruli hanımeli açan o minnacık evde Nazım ile yaşamak isteyen minnacık kadının adı Nüzhet’ti; henüz 15 yaşındaydı. Nüzhet ve Nazım, gazeteci Muhittin Birgen sayesinde tanıştı.

Nüzhet, Tiflis’e gitti. Nazım da hemen ardından yetişti. Moskova Üniversitesi’nde okuyan genç bir delikanlıydı Nazım ve bütün güzel kızların gözü üzerindeydi. Ama yüreği yanmıştı bir kere, kor kor öbeklenmiş, mengenelere sıkıştırılmıştı işte. Böyle bir hissi, ilk kez, Nüzhet’e karşı duyuyordu. Kaçınılmaz son gerçekleşti; Nazım ve Nüzhet, 1921’de evlendi.

Ancak kaçınılmaz başka sonlar da vardı; ayrılık gibi. Nüzhet’in İttihatçı yakın bir akrabası Nazım’a duyduğu öfke ve nefrete engel olamıyor, genç kıza sürekli evine dönmesini söyleyen mektuplar yazıyordu. Çok gençti ve bu kadar baskıyı kaldıramadı Nüzhet. Nazım’ı terk ederek evine döndü…

Nazım Hikmet ve aşkları

Ülkeler ayrılığı, Lena

Nazım da Nüzhet’in ardından Türkiye’ye dönmüştü. Ancak yüreği ne bu ayrılığı ne de Nüzhet’in bir profesörle evlendiğini görmeyi kaldırabildi. Moskova’ya geri döndü.

Burada METLA Tiyatrosu’nda Ludmilla Yurçenko ile tanıştı. Onun için adı Lena’ydı. Bir süre sonra evlendiler. Aslında her şey iyi gidiyordu.

Elbet yine ayrılık vakti gelip çatacaktı. 1928’de Nazım’ın Türkiye’ye dönmesi gerekiyordu. Ancak Lena için vize vermediler. Böylece ülkeler arasında sessiz sedasız, şiirlerde çağlayacak bir ayrılık yaşandı.

Nazım Hikmet ve aşkları

Ve büyük aşkı Piraye

Piraye, 16 yaşındaydı Sedat Örfi ile evlendiğinde ve şimdi de boşanmıştı işte. 2 çocuklu yalnız bir kadındı. İşte bu dönemde tanıştı Piraye ve Nazım; 1930’da.

Delice bir sevdaydı aralarındaki; tarifsiz bir tutku. Kalbinin kızıl saçlı bacısı olarak tarif ediyordu onu. Ancak evlilikleri sürecinde 13 yıl boyunca Nazım hapisteydi. Kim bilir, belki de onca şiiri yazdıran da işte bu aşkın uzak yaşanışıydı.

Ona mektuplar yazdı; sandıklar, kutular tablolar yaptı Nazım. 24 yaşındaki güzeller güzeli Piraye de Nazım’ı için kitap, temiz çamaşır taşıyordu. Piraye, Nazım’ın tek moral kaynağıydı.

Sonra bir gün, öylesine sıradan bir gün, dayısının kızı Münevver, Nazım’ı ziyarete geldi. İkisi de evliydi. Ancak yine de aralarında bir kıvılcım oluşmasına engel olmamıştı. Ötesi yok, Nazım sırılsıklam âşıktı işte.

1948’de bir af bekleniyordu. Nazım, Münevver’e kocasından boşanmasını söyledi. Birlikte yeni bir hayata başlamayı teklif etti. Piraye’ye de bir mektup yazıp her şeyi olduğu gibi anlattı.

Piraye, her zamanki gibi kocasından gelen aşk mektubunu açtı; ancak okudukları karşısında yıkılmıştı. Yine de hiç ses etmedi ve boşanma isteğini kabul etti.

Ancak işler Nazım’ın planladığı gibi gitmedi. Beklenen af gerçekleşmemişti. Münevver de böyle bir riske girmek istemedi ve kocasına döndü. Nazım da Piraye’yi kaybettiğiyle kaldı.

Ona af dilemek için bir mektup yazdı. Anca Piraye, ölse de aşkından, bir daha Nazım’a hiç dönmedi…

Nazım Hikmet ve aşkları

Affın ardından Münevver ile Nazım

Piraye ile yaşadığı bu durumdan sonra, nihayet af çıkmıştı. Nazım ile Münevver, evlendi. Nazım’ın ömrü boyunca sahip olacağı tek çocukları bu evlilikten doğdu; Mehmet Nazım.

Nazım, daha Mehmet 3 aylıkken Rusya’ya kaçtı. 1951’den sonra da çıkan kararla Türkiye’ye dönmek hayal olmuştu. Münevver, ancak 1961’de İtalyan yazar Joyce Lussu’nun yardımıyla Nazım’ın yanına Varşova’ya gitti. Ancak Nazım, aşktan beslenmeye devam etmiş, burada kendine yeni bir hayat kurmuş, Vera ile evlenmişti…

Nazım Hikmet ve aşkları

Doktoru Galina

Nazım, Türkiye’den kaçtığı ilk zamanlarda doktoru Galina Grigoryevna ile evlendi. Nazım’ın hayatını paylaştığı; ama hiç şiir yazmadığı tek kadındı.

Münevver bu aşamayı kaçırmış, Vera ile karşılaşmıştı.

Nazım Hikmet ve aşkları

Son aşkı Vera

Nazım ve Vera, 1956’da, Vera henüz 24 yaşında iken tanıştılar; 1960’ta evlendiler. Bundan sonra tüm şiirlerini Vera için yazdı Nazım…

Vakitleri az kalmıştı aslında. Nazım 3 Haziran 1963’te hayata ve Vera’ya veda etti.

“Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana
Geldim, kaldım, güldüm, öldüm…”

Nazım Hikmet ve aşkları

Aşk ve Nazım Hikmet

Aşk ve ölüm arasında yaşadı Nazım. Hayatında birçok kadın oldu; ama biz en çok Piraye ve Vera’yı bildik. Kalbinden geçenleri bilmeyi isterdim diye düşündüm hep. Sonra Nazım’ın Piraye’yi bırakışını okuduğumda ne çok üzülmüştüm. Zaman geçtikçe de onu anladığımı fark ettim. Demek hayat geçiyordu ve aşk denilen şey, böyle bir şeydi. Şiirler yazmanın bedelini hayat bir şekilde ödetiyordu. Yoksa bunca duygu yüklü yazan adam, her seferinde nasıl olur da aşık olduğu kadını öylece bırakıp gidebilirdi…

Aşık olmanın bedeli… Bunca güzel duyguların karşılığı nasıl oluyor da her insanın hayatına ödenmesi gereken bir bedel olarak yerleşiveriyordu. Piraye, Nazım’ın ardından hayatına kimseyi almadı ve kendi yalnız dünyasında onu sevmeye hep devam etti. Kitaplara konu olacak bir aşk yaşamak kolay değildi. 1995’te Piraye öldüğünde, oğlu Memet Fuat, annesinin ölümünü “Küçük Dev Kadını Kaybettik” diye duyurdu. Piraye, kalbinde Nazım’ın sonsuz aşkı ya da belki öfkesiyle gitti.

Nazım ise, bin bir çelişkiyle göçüp gitmişti. “Seni kol saatimin kayışına yazdım Piraye” demişti Nazım. Oysa saatinde “Vera” yazıyordu.

Gönlünden neler geçti, nerede vazgeçti, nerede pişman oldu acaba Nazım. Bunu bilmek imkansız elbet. Ama yine de herkesin kalbine düşen bir his var sonuçta.

Ve ne olursa olsun, kalbine geçiremediği sözlerle, Piraye’siyle, Vera’sıyla, aşkla vücut bulan bir Nazım Hikmet geçti bu dünyadan…

İyi ki…

Doğum günün kutlu olsun Nazım Hikmet…

  • Neden gerçek aşkı bulamıyoruz

    Neden gerçek aşkı bulamıyoruz

    by on 2 Nisan 2018 - 0 Comments

    İnsan ne kaybetse ya da neye ulaşmak istese, olmadığında çok zorlamaz; vazgeçer. Farkında mısınız bir tek aşkı, bıksak da asla vazgeçmeden arıyoruz. Peki acaba o kadar aramamıza rağmen neden gerçek aşkı bulamıyoruz? Unutamıyoruz Geçmişte birini çok sevdiniz; ama yanlış kişiydi ve ayrıldınız. İşte, o kişiye dair hala ihtimaller besliyorsanız, bir türlü unutamıyorsanız, gerçek aşka da […]

  • Türk kadınlarının favorisi kıskanç erkek

    Türk kadınlarının favorisi kıskanç erkek

    by on 2 Nisan 2018 - 0 Comments

    Kıskanma dozuna göre sevgiyi besleyen bir histir. Özellikle kadınlar üzerinde etkili olan bu duygu eşlerin birbirilerini seçerken de kriteri oluyor. Yapılan bir ankette kadınların kıskanç erkekleri tercih ettikleri ortaya çıktı. Sizce hangisi? KızlarSoruyor platformu üyelerine “Sizce kıskanç erkek mi kıskanmayan erkek mi daha makul?” sorusunu yönlendirdi. Binlerce kişinin katıldığı ankette oyların %79’uyla kıskanan erkek hem […]

  • Spotify borsaya açıldı değeri 30 milyar dolara fırladı

    Spotify borsaya açıldı değeri 30 milyar dolara fırladı

    by on 5 Nisan 2018 - 0 Comments

    Dünyanın en büyük çevrim içi müzik hizmeti olmasının avantajını borsada değerlendirmek isteyen Spotify, dün itibariyle ilk açılışını yaptı ve fırlayan hisselerle rekor bir pazar değeri elde etti.   Spotify hisseleri ne kadar?   SPOT sembolüyle New York Menkul Kıymetler Borsasında işlem görmeye başlayan Spotify, ilk gün itibariyle 165.90$ hisse değerine kadar yükseldi. Bu zaman diliminde […]

  • Huzurlu bir ilişkinin sırları

    Huzurlu bir ilişkinin sırları

    by on 2 Nisan 2018 - 0 Comments

    Kadın – erkek ilişkilerinde zamana yenilmemek elinizde. Yaşadığınız birlikteliğin uzun süreli ve huzurlu olabilmesi için birkaç noktaya dikkat etmek gerekiyor. Biraz çaba, biraz anlayış ve özveriyle ilişkiniz her daim size huzur verebilir. Saygı Toplumda oldukça aranmasına rağmen en az bulunan şey olan saygı, gönül işlerinin baş tacı olarak nitelenebilir. Her şeyden önce kendisine saygısı olan, […]

  • Oscar 2018 Ödülleri Kazananlar

    Oscar 2018 Ödülleri Kazananlar

    by on 2 Nisan 2018 - 0 Comments

    Dün gece Los Angeles Dolby Theatre’da düzenlenen gece de 90. Akademi Ödülleri sahiplerini buldu. Kazananlar ; En İyi Yapım Tasarımı The Shape of Water En İyi Sinematografi Blade Runner 2049 En İyi Kostüm Tasarımı Phantom Thread En İyi Ses Kurgusu Dunkirk En İyi Kısa Animasyon Film Dear Basketball En İyi Kısa Film The Silent Child […]